Son Dakika :

GÖKLERİN HAKİMLİĞİ HAYALİNDEN İNŞAAT MÜHENDİSLİĞİNE
Adil GökçadırGÖKÇADIR İNŞAAT
GÖKLERİN HAKİMLİĞİ HAYALİNDEN İNŞAAT MÜHENDİSLİĞİNE

Adil Gökçadır İTÜ Mühendislik Mimarlık Fakültesinden daha mezun olmadan inşaatlarda çalışmaya başlayan bir mühendis. Öğrenciliğinin son iki yılında devam zorunluluğu kalkınca, statik bürolarda ve şantiyelerde başladığı iş hayatına bugün Bursa’nın önde gelen ve mesleğinde 30 yılı geride bırakan müteahhiti olarak devam ediyor. Fırsat, fayda ve karlılık gördüğü farklı alanlarda çalışmaktan her zaman mutlu olduğunu söyleyen Adil Gökçadır ve onun iş hayatının hikayesi ile baş başa bırakıyoruz sizi.

Ortaokul çağlarında pilot olmaya özenirdim. Üstümüzden geçen jet uçaklarına selam verdiğimi, onları gördükçe
heyecan duyduğumu hatırlıyorum. Böylesine güçlü ve özgürce göklerin hakimiyim diye haykırmaları beni büyülerdi. Liseyi bitirdiğimde babam “ne olmak istiyorsun oğlum” diye sordu. Hiç düşünmeden “ Pilot “ dedim. Hava harp okulu sınavlarına girdim ve iyi bir derece ile kazandım. Ancak o zamanki lise öğretmenlerim babamla konuşmuşlar. Beni askeri okula değil, mühendislik okullarına yollamasını rica etmişler. Babam bu durumu anlattı ve “mühendis olsan hangi dalı seçerdin” diye sordu. “İnşaat” dedim. Kendisi de Orman Mühendisiydi böylece İTÜ ’yü kazandım. 74-78 arası yıllar öğrenci olaylarının en yoğun yaşandığı yıllardı. Dönemin şartları dikkate alınarak rektörlük tarafından devam mecburiyetleri kaldırıldı. Böylece, öğrenciliğimin son iki yılında, statik bürolarda, şantiyelerde çalışarak, zamanın iyi mühendislerinden çok şey öğrenme fırsatı yakaladım. Ders notlarını tedarik edip, dışarda çalışarak sınavlara giriyorduk. Meslek derslerim iş hayatında öğrendiklerim sayesinde çok iyiydi zamanında mezun oldum. 1978 İTÜ -Mühendislik Mimarlık Fakültesi mezunuyum, İnşaat Mühendisiyim. Girmek istediğim fakülte orasıydı ve yapmak istediğim mesleği yapıyorum. Diplomamı aldığımda İskenderun demir
çelik fabrikaları liman inşaatlarında şantiye şefi olarak iş bulmuştum. Rahmeti Ali Osman Sönmez, İskenderun
için aldığım otobüs biletimi yırtıp, beni Sönmez Hava yollarının uçağı ile Bursa’ya yolladı ve memleketim olan Bursa’da özel sektörde işe başladım.

SÖNMEZ HOLDİNG OKULUNDA YETİŞEREK GÖKÇADIR İNŞAATI KURDUM

Bursa’ya geldiğimde fabrika çatılarının m2’de 35-38 kg. profil kullanılarak yapıldığını gördüm. Benim yaptığım
hesaplara göre 17-18 kg. malzeme de yeterli oluyordu. Bunun üzerine yoğunlaştım ve yaptığım çalışmalar sayesindekısa sürede sanayi kuruluşlarından proje teklifleri almaya başladım. Ali Osman Sönmez yönetimindeki Sönmez Holding bu anlamda benim için tam bir okuldu. Bana güvenerek verdiği yetkilerle çok üstün teknolojik tesislerin projelerini, inşaatlarını yapma şansım oldu. Bu tesislerle know-how satan Alman firmaları ile ortak çalışmalarımız bana farklı tecrübeler kazandırdı. Siemens gibi Alman ortaklı birçok firmaya proje yapma fırsatı buldum. Uzmanlaştığım inşa tipi klimalar, pamuk ipliği, polyester iplik tesisleri sayesinde sanayiden birçok anahtar teslimi fabrika inşaatı talepleri aldım. Onlar beni buluyorlardı. Neticede kendi inşaat firmamı kurdum ve Gökçadır İnşaat böyle doğdu. Mesleğim mühendislik ve müteahhitlik yapıyorum ancak geçmişte tekstil, otomotiv, ithalat, İhracat, pazarlama gibi farklı sektörlerde de çalışmalarım oldu. Kendimi bir işadamı olarak değerlendiriyor, öyle hissediyorum. Yeniden başlama şansım olsa galiba yine aynı mesleği seçerdim.
Çünkü mesleğimi gerçekten seviyor ve ona saygı duyuyorum. 38 yıldır mesleğimle ilgili her gelişmeye, yaptığım her yeni işe hala heyecan ile başlamak ancak sevgi ile mümkün. Diğer yandan eğer bir fayda, fırsat ve karlılık görüyorsam farklı dallarda iş yapmaktan çekinmem ama her zaman şunu çok net olarak söylerim ve bence
gerçekten önemlidir, “herkes bildiği işi yapmalı ve işini en iyi şekilde yapmalıdır.” Aksi halde hem kendine hem işini bilenlere, hem piyasaya, hem de tüketiciye zarar verebilir.

HEDEFİM DAHA BÜYÜK DEĞİL HEP DAHA KALİTELİ, DAHA FARKLI OLDU.

Büyük bir şirket olduğumuzu düşünmüyorum. “daha büyük” diye bir hedefim hiç olmadı. Genelde “daha kaliteli, daha işlevsel, daha farklı” şeklinde hedefler koymaya çalıştım. Geçen süreçte elbette sıfırdan başlayıp, aile dahil kimseden en küçük bir maddi yardım almadan ve her anlamda dürüst kalarak olabildiği kadar büyüdük. Çok özel stratejilerim planlarım olmadı. En önemli ilkemiz her şartta dürüst kalmaktı
ve bundan asla taviz vermedik. Bir de insan olduğumuzu hiç unutmadık. Her şartta, para kaybetmeyi göze aldık ama insan kaybetmeyi asla, önceliğimiz hep insan oldu, para her zaman ikinci planda kaldı. Babamdan kalan miras dediğim iki öğüt vardır. Her vesile ile “oğlum doğru sarsılır ama asla yıkılmaz” ve “ oğlum ne ekersen
onu biçersin” derdi. Bu iki ilkenin dışına istesem de çıkamadım. Çocuklarımda bu ilkelerle büyüdü. Bu arada elbette fırsatları değerlendirmeye çalıştık. Kimisi çok kazandırdı, kimisinden zarar gördük. Ancak çalışmaktan, mücadeleden asla yılmadık, pes etmedik, hep önümüze baktık. Onlarca ekonomik kriz yaşadık ama işimizi hiçbir zaman durdurmadık, bekletmedik. Bize kazandıran işimizi doğru yapma gayreti oldu. İnşaat sektörü gelişen teknoloji, değişen ve artan yaşamsal ihtiyaçlar, bilinçlenen müşteri profili ve çevre bilinci ile sürekli pozitif bir yükselme trendinde. Ekonomideki dinamizm ise son yıllarda giderek arttı. Son 1 yılı değerlendirme dışında tutarsak ekonomimizdeki istikrarlı gidiş, para politikalarındaki tutarlılık, bankacılık sektörünün öncü rolü ve sağlam duruşu, sektörümüzdeki dinamizmi tetikledi ve yıldan yıla ciddi artışlarla yükselen bir grafik çizdik. Kışkırtmalara ve ülkemiz üzerinde oynanan oyunlara tepkimiz birlik ve beraberlik olmalı ama yine de her duruma hazır olmak zorundayız. Her krizin aynı zamanda fırsat olduğunu unutmayalım. Aynen depreme hazır olmak gibi, biliyoruz her an gelebilir ama biz hazırsak zarar veremeyecek.

‘Yakın gelecekte tabloda önemli değişiklikler beklemiyorum. Ne var ki coğrafi konumumuz ve enerji kaynakları ile bağlantılı rolümüz nedeni ile sürekli spekülasyonlara açık ve saldırı altındaki ekonomimiz sürprizlerde yaşatabiliyor. Son zamanlarda ülkemizi de ciddi manada etkilemeye başlayan çevremizdeki özellikle, orta doğudaki gelişmelerin akıllı bir sonuca ulaşacağı varsayımım var.

Kışkırtmalara ve ülkemiz üzerinde oynanan oyunlara tepkimiz birlik ve beraberlik olmalı ama yine de her duruma hazır olmak zorundayız. Her krizin aynı zamanda fırsat olduğunu unutmayalım. Aynen
depreme hazır olmak gibi, biliyoruz her an gelebilir ama biz hazırsak zarar veremeyecek.

ÇALIŞMAK BENİM EN BÜYÜK İBADETİM

Başladığımız zamanla bugün arasında ne fark var diye sorsanız diyebilirim ki; O zamanlar taşı sıksam suyunu çıkaracak aslan gibi bir delikanlıydım şimdi saçlarım gümüş rengi ve fazladan 25 kilom var.
O gün, bugünü hiç düşünmüyordum, bugün hem yarını hem dünü düşünmeden edemiyorum. O gün başarı ve güç hırsım vardı, bugün huzur ve güven peşindeyim.O gün ben vardım, bugün ailem, sevdiklerim, insanlık var. O gün her yer pembeydi, bugün renklerin bütün tonları gözümün önünde. O gün zenginlik paraydı bugün ise zenginlik sağlık. Tüm bunlarla büyüdükçe daha iyi bir yönetici olduğumu görüyorum. Her tecrübe alınacak ders, öğrenilecek daha çok şey olduğunu gösterdikçe hayata bakışım farklılaşıyor. İsteseniz de istemeseniz de daha derin değerlendirmeye, daha çok anlamaya başlıyorsunuz. Gençken iyi bir yönetici miydim bilmiyorum ama 40 yıldır emeğe saygısızlık etmemek için, çevremdeki herkesin bizimle birlikteliği dışında bir hayatı olduğunu, çocuklarının ihtiyaçlarını gidermek zorunda olduğunu hiç göz ardı etmedim ve kendimden önce onların emeklerinin karşılığını düşündüm. Kalp kırmamak için elimden geleni yaptım. Bildiğim her şeyi öğretmeye çalıştım. İnsanız hatalarımız tabii ki olmuştur. Kızdığım ve hazmetmekte zorlandığım tek şey nankörlük olmasına rağmen bugün artık onu dahi farklı düşünmeye başladım. İnsan olduğumuzu, ölümlü olduğumuzu
ve bırakacağımız en büyük ve en kalıcı mirasın “isim” olduğunu unutmamak gerektiğini yaşamaya ve yaşatmaya
çalışıyorum. Hayatta benim için başarı getiren ilkeler hep aynı kaldı çünkü bildiğim başka bir yol yok. Dürüstlük,
güvenirlilik, insan odaklı bakış açısı, emeğe saygı, çevreye saygı benim kurallarımdır ve bu kurallar bozulamaz

ADİL GÖKÇADIR’DAN BAŞARI ÖNERİLERİ

İş hayatımda durmak diye bir noktam yok benim. Sevdiğim işi iyi yapıyorum ve o nedenle yola devam diyorum.
Değer katan prestij projeler, insana ve çevreye katkı sağlayan çalışmalar yapmaya devam edeceğim çünkü çalışmak benim en büyük ibadetim.

Etiketler: Adil gökçadır, başarı önerileri, başarı öyküleri, GÖKÇADIR İNŞAAT,
adacreative-logodekotrend-logo
Copyright © 2018 adacreative.com